SON YAZIM...http://elcininyeri.blogspot.com/

Artık tamamen yeni yerimdeyim.

http://elcininyeri.blogspot.com/

1.YIL , SEVGİLİ DOSTUM EDA SUNER VE HER ŞEYİN BAŞLANGICI BU RESİM :)


Her şey bu resimle başladı :)

Arkadaşımla aramızdaki bir espriden dolayı nette pembe panjurlu ev resmi aramaya başladım 1 sene önce Kasım ayında.Hatta daha önceki yazılarımda bahsettiğim sağlık açısından çok zor bir süreçten geçiyordum.Ankaraya ailemin yanına gitmiştim ve nette uzandığım yerden resim arıyordum.Ve tam aradığım bir resimdi.Sonra bulduğum site dikkatimi çekti.Resmi bir kenara koyup siteyi okumaya başladım.

Profil resmi çok hoşuma gitti.İçten bir gülümseme ile bir davette çekilmiş bir resim...içimi ısıtan ve doğru adreste olduğumu hissettiren bir resimdi

Sonra Eda nın sevgili eşi Ömer'e doğum günü için yazdığı yazıyı okudum.Bittiğinde yüzümde bir tebessümle birlikte gözlerimden yaşlar akıyordu.Tekrar tekrar okudum.Ancak bu kadar güzel anlatılırdı bir eşe duyulan aşk ve saygı...Allah nazarlardan saklasın.Arada bazen umudumu kaybettiğim zamanlarda yeniden güçlenmek adına okuduğum başucu yazılarındandı benim için ...Hatta anneme bile okuttum o gün .Tüm siteyi bir kaç saat içinde hatmettim :)

Her gün takip etmeye başladım sevgili Edayı.Ben takip ettiğim bloglarda yeni yazıları mutlaka okurum ama her yazılana yorum yazmayı sevmiyorum.Ama mutlaka okurum takip ederim o kişiyi...bir süre sonra mailleşmeye başladık...sonra telefonda konuşmalar başladı zuzumla :)

Ve bir gün bende bloğ açmak istiyorum diye düşünmeye başladım.Eda bu konuda teşvik etti beni.Tam 1 yıl olmuş bugün bu bloğu açalı.

Beni yüreklendiren , her zaman desteğini , güleryüzünü ,emeğini , yüreğini ve en önemlisi deli dolu enerjisini benden 1 gün olsun esirgemeyen bir yürek Eda SunerNe kadar teşekkür etsem azdır bu konuda.Başını çok şişirdim sorularımla :)

Sonra onunla bloğ arkadaşlığından öte güzel bir dostluğa adım attık.

Birbirimizin en zor zamanlarında hep birbirimizin yanında olduk.biliyoruz ki tek bir telefonla biribirimizin yanındayız...

Bencilce davranmamanın , herkesin veya her şeyin hakkını adaletle vermenin , yüreğini , emeğini desteğini sınırsız paylaşmanın karşılığı Eda ...Bu sınırsız paylaşmanın karşılığını o güzel yüreği ile çok güzel alıyor

Bu 1 senede iyi veya kötü tüm olaylarda destek olduk birbirimize.Bir sürü delilik yaptık :)

Bir aile olduk

İyiki seni tanıdım Edacım , iyiki bloğ açmam için destek verdin , bu bloğ sayesinde bir çok güzel yürekle tanıştım.

Beni okuyan , zor zamanlarda bana yorumlar veya maillerle destek olan tüm bloğdaş arkadaşlarıma çok teşekkür ederim.Birbirimizi görmesek bile belki en yakınımızda olan kişilerden bile görmediğimiz desteği verdik birbirimize.

Her şey için teşekkür ederim destek olan herkese :)

BENİ BU AĞRI ÖLDÜRECEK :(

Günlerdir çektiğim ağrı artık dayanılmaz oldu.aldığım ilaç ve sürdüğüm merhem yetmedi.bugün en iyisi dr git dedim elçin
.röntgen istedi dr .belki çatlak olabilir diye .röntgen çekilen yere indim.zor bela o masaya yattım.çekildi yukarı dr un odasına çıktım.dr un ekranına görüntüyü yolladılar.meğerse net çekmemişler.dr kusura bakmayın ama tekrar çekilmesi gerek o arkadaşlar adına özür dilerim dedi.ben içimden sakin ol elçin diyorum ama ayakta zor duruyorum.

indim aşağı nerden kaynaklanıyor bu sorun dedim.çeken kız bana dr un ekranı eski model bizimki biraz daha ileri olduğu için biz ekranda net görüyoruz o net görmüyor dedi !!!!!!!!!

içimden tebrik ederim güya özel hastanesiniz ama bir işe yaramıyorsunuz dedim.tekrar o masaya yat tekrar çekildi.bu sefer başka biri çekti.biraz bekleyin bir daha sizi yormayalım eğer net çıkmamışsa gene çekelim dedi...içimden allahımm sabır dedim
aradan 10 dk geçti ben hala bekliyorum o pozisyonda .en sonunda bağırdım anlaşılan beni burda unuttunuz diye ! ben unutulacak kadınmıyım yahu:)

neyse çıktım yukarı dr a 96 senesinde düştüğümü ve kuyruk sokumunda hafif eğrilik olduğunu söyledim.filme baktı eğrilik düzelmiş ilginç dedi.
zaten nerde tuaflık var beni bulur :) allahımm sana geliyorum

ilaçlarla birlikte 1 ay oturacağım simit verdi.artık nur topu gibi simidim var :)

artık yeni adresime taşındım.ve şablon çalışması sırasında istemeden bazı arkadaşlarımın yorumları silinmiş.çok üzüldüm.lütfen kusura bakmasınlar istemeden oldu.

http://elcininyeri.blogspot.com/

yattığım yerden ancak bu kadar dayanabildim.en iyisi ben uzanayım.dayanamıyorum

2009 BENİM İÇİN KÖTÜ BAŞLADI :(




Hayatta bazen olaylar ters gittiği zaman mutlaka bir nedeni vardır olmamasının her şeyin hayırlısı olsun derim ...Ama daha 2009 a girmeye bir kaç saat kalmışken sağlık açısından her şey ters gitmeye başladı
Akşam gideceğim çok sevdiğim dostum Craft Woman nın yılbaşı partisi için hazırlanırken çok mutluydum.Gören herkes çok tatlı olmuşsun dedi.Akrep Nalan nın anadolu yakası şubesine nazar değdi resmen :) Bir güzel hazırlandım , gittim.Diğer konuklar gelmeden mutfakta bir şeyler içmek istedik.Sandalyeye oturduktan bir kaç dakika sonra sandalyenin ikiye ayrılıp benim hızla yere oturmam bir oldu.1996 senesinde ben yolda giderken düşmüştüm ve kuyruk sokumumda eğrilik var.Ve dr eğer bir daha düşersem veya çok ağrım olursa ordaki çıkıntı gibi duran kemiği almamız gerek demişti
Hep çok korkardım kışın dışarı çıkarken ya ayağım kayıp düşersem diye .Ama asla aklıma gelmezdi evde yılbaşına bir kaç saat kala keyifle sohbet ederken bunun başıma geleceği...
Resmen sanki belimden aşağı yıldırım çarptı sandım düştükten sonra .Bir an bir kaç saniye bilincimi kaybettim nerdeyim ben ne oldu bana diye içimden düşündüm.O an canım dostum ne yapacağını şaşırdı.Bir yandan acıdan gözümden yaşlar akarken bir yandan da şimdi misafirler gelecek ben iyiyim ayıp olmasın onlara diye konuşuyorum

Ama benim gibi zarif !!! birinin yerden kalkması kolay olmadı :) yılbaşını nasıl geçirdim anlamadım.Müthiş bir ağrı ve oturup kalkarken yaşadığım işgence ...

Eve geldim o ağrı ile uyudum aynaya bakmak istemedim şimdi ne göreceğimi bilmiyorum moralim daha da bozulmasın diye .Sabah baktım ve şok...Bırakın mor rengi resmen siyah olmuş.Çürümüş.Hala oturamıyorum .Ağrım var
Ama en çok benim güzel yürekli dostum Craft Woman ımı üzdüm diye çok üzüldüm.Benim iyi olmam için o kadar işinin arasında ne yapacağını şaşırdı.
Çok şık bir sofra hazırlamıştı .Sevgili eşi ile güleryüzleri ,sıcak, içten yüreklerini her an hissettirdikleri misafirperverlikleri ile harika bir gece yaşattılar .
Ve 2009 a sevgili Şeker Pasta Banu nun hazırladığı harika bir pasta ile girdik.Banucum ellerine sağlık tekrar :)
Seneye nasıl girerseniz öyle devam edermiş diye bir inanç var ...Umarım bu sene hastalıklarla geçmez...gidip uzansam iyi olacak dayanamıyorum ağrıya :(

YENİ ADRESİM http://elcininyeri.blogspot.com/...MUTLU YILLAR :)

Yeni yılla birlikte yeni bir adrese taşınıyorum.http://elcininyeri.blogspot.com/

Şablon çalışması sırasında takip ettiğim arkadaşlarımın linkleri istemeden silindi.Hemen linklerini ekliyorum ama eğer hatırlayamadıklarım olursa lütfen bana mail atarlarsa sevinirim .

http://elcininyeri.blogspot.com/

MUTLU SAĞLIKLI VE BOL PARALI YILLAR DİLİYORUM HERKESE :)

YAKINDA YENİ ŞABLONUMLA KARŞINIZDA OLACAĞIM :)

Arkadaşlar bloğumda yeni şablon çalışması olduğu için izlediğim arkadaşlarımın linkleri silindi.Yakında yeni şablonumla karşınızda olacağım :)

GÜZEL BİR SABAHA UYANMAK :)




Dışarda insanın iliklerine kadar hissettiği soğuk...Pencere kenarında sıcak bir çay , görüntüsü enfes , tadı muhteşem usta bir ahçının elinden çıkmış omlet , adalar ve deniz manzarası ...
Daha ne ister insan ...

CRAFT WOMAN ' IM ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM :) ALTIN YALDIZLI ÇERÇEVE


Annem ve teyzemlerin yıllar önce çektirdikleri resmi onlara hediye etmek istedim ahşap çerçeveye yerleştirip.Sevgili dostum CRAFT WOMAN her zamanki gibi çok şık bir çerçeve yaptı bana.Kuzum çok teşekkür ederim emeğin , deli fikirlerin :) ,o güzel yüreğin için ...
Elçin ' in çerçevesi

Ankaraya gidip hemen vermek için sabırsızlanıyorum anneme :)

ŞEKER PASTA BANU ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM :) İYİKİ DOĞDUN GAMZECİM :)






















Benim için çok değerli olan bir dostum dün rica etti bir arkadaşının kızının doğum günü varmış özel bir pasta yaptırmak istedi.Ve kime yaptırabilirim diye sordu.
Ve benim aklıma ilk gelen Şeker Pasta sevgili Banu oldu.http://pastayapiyorum.blogspot.com/

Hemen aradım.Daha önce hiç telefonda görüşmedik ama birbirimizin bloğlarını takip ediyorduk ve yorumlarda bulunuyorduk.Yaptıkları çok hoşuma gidiyordu.Ve beklediğim gibi çok sıcak bir ses tonu ile karşılaştım.Doğum günü prensesi Gamze nin neler sevdiğini söyledim.Gamze Sindy hastasıymış.Genelde her kız çocuğu gibi süsüne düşkün annesinin eşyalarını özellikle çantalarını kullanmayı seven bir genç kızmış.Ve bu güzeller güzeli Gamze 10 yaşına basacak olan sarışın mavi gözlü bir genç kız.
Banu çok güzel bir pasta hazırlamış Gamze nin sevdiklerine göre.

Bugün pastayı almaya gittim.Ve ilk kez karşılaşmamıza rağmen sevgili Banu çok misafirperver ve sıcak bir şekilde ağırladı beni sağolsun.O kadar işinin arasında birde ben geliyorum diye harika çok lezzetli pastalar yapmıştı.Çok lezzetli mini pizza , havuç salatası ve şimdiye kadar bu kadar hafif ve güzel yemediğim tarçınlı havuçlu kek...
Banucun sana ne kadar teşekkür etsem az...En başta bu güzel sıcak misafirperverliğin , güler yüzün , emeğin ve o zarif büyük yüreğin için çok teşekkür ederim ...Ve bana karşı göstermiş olduğun inanılmaz sabrın için ayrıca teşekkür ederim :)
Ayrıca siparişler için yılbaşına özel çok güzel kurabiyeler hazırlamış Banu .

YILBAŞI HAZIRLIKLARI :)
















GÜZEL HABERLERLE GELMEK İSTİYORUM...

2009 güzelliklerle geliyor... Hayatta her zaman hayırlısını istedim... Bir şey olmadığı zaman mutlaka bir nedeni vardır diye düşündüm ve sorgulamadım... Ama bu sefer yürekten inanıyorum... Olacak... Çektiğim son 1 senedir sıkıntıların son bulmasını istiyorum artık...

Güzel haberlerle gelmek istiyorum bir sonraki yazımda...

BAYRAM,MEHMETÇİK VAKFI,LÖSEV



Çocukken kurban bayramları benim için tam bir kabustu.O dönem hatırlıyorum yaza denk geliyordu.Ve o sıcakta sokaklar resmen kan gölüne dönüyordu.Pencereden dışarı korku dolu gözlerle baktığımı ve bu insanların ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırdım.


Babam yıllardır kurban kesme olayını bıraktı.Onun yerine bence çok daha anlamlı olan bağışta bulunuyor Mehmetçik Vakfı na.


Bu bayram içimizden ne kadar geliyorsa Lösev yada Mehmetçik Vakfı na bağışta bulunalım lütfen ...Bir yetim kalmış veya bir kanserli çocuğu mutlu etmekten daha büyük sevap ne var !




Herkese sağlıklı , huzurlu bol tatlılı bayramlar :)


AŞK...

video

LÜTFEN SESLİ İZLEYİN

KARSIMIZA ERKEN CIKMIS INSANLARI YOLUN DISINA SÜRERKEN

KARSIMIZA ERKEN CIKMIS INSANLARI YOLUN DISINA SÜRERKEN ; BİR GÜN GERİ DÖNÜP,ONU DELİLER GİBİ ARIYACAĞINIZI HİÇ HESABA
KATIYORMUSUNUZ?

HAYAT HER ZAMAN CÖMERT DAVRANMAZ BİZE. TERSİNE ÇOĞU KEZ ZALİMDİR. HER ZAMAN AYNI FIRSATLARI SUNMAZ

TOYLUK ZAMANLARI ÖDETİR, HOYRATÇA KULLANDIĞIMIZ ARKADAŞLIKLARIN,ESKİTMEDEN YIPRATTIĞIMIZ DOSTLUKLARIN, SAVURGANCA HARCADIĞIMIZ ARKADASLIKLARIN HAZİN HATIRASIYLA YAPAYANLIZ KALIRIZ BİR GÜN...

BİR AKŞAM ÜSTÜ YANIMIZDA KİMSECİKLER OLMAZ; YA DA OLMASI GEREKENLER YANIMIZDAKİLER DEĞİLDİR...

MURATHAN MUNGAN

BİRAZ TEBESSÜM BU KOŞUŞTURMACADA :)
















KÜÇÜK ELİF ATATÜRK ÖLDÜ DİYE AĞLIYOR ...

Dün gece Beyaz Show da izledim küçük Elif i...onun o gözyaşlarına dayanamadım...içim parçalandı...

Ve bu dışarıdan ülkeyi seviyorum görünen ama içinden bu ülkenin kötüye gitmesi için her şeyi yapmaya hazır ikiyüzlü insanların yüzlerce kez izlemesi gereken bir video !

Lütfen izleyin

http://videogaleri.hurriyet.com.tr/Video.aspx?s=5&vid=2940




.

BEN DUANIN AYARINI FAZLA KAÇIRDIM :) MS

Bu sözü aniden çok hızlı kilo verip yatağa yapıştığım zaman söylemiştim...

Hani bazı insanlar vardır strese girdiklerinde iştahdan kesilirler bu durum bende tam tersiydi.Ne zaman canım sıkılsa kendimi yemeğe veriyordum.Sanki hırsımı yemekten çıkarıyordum.Ve her seferinde allahım ne olur bir gün bir şey olsun ve şu iştahım kesilsin diyordum...

Ve gerçekten bir sabah uyandığımda çok şiddetli mide bulantısı ve iştah kaybı ile uyandım.Asla ağzıma bir şey koyamıyordum yemekler bana pis geliyordu .Bu benim için imkansız bir durumdu eğer ben yemekleri pis görüyorsam gerçekten hastayım demektir :)

dedimki allahım tamam iştahım kesilsin dedim ama bu kadarını demedim .yok ben bu dua işini beceremiyorum bir ayarım yok yahu :)

İlk hafta 6 kilo 2. hafta 8 kilo verdim .Ne yapacağımı bilemedim.Hemen dr a gittim.

40 a yakın kan tahlilleri mr lar ultrason kolonoskopi endoskopi ama sonuç yok ...sebebini bulamıyorlar.dr uma da sinir geldi elçin yapmadığımız şey kalmadı ama bu kadar şiddetli mide bulantısına sebep olacak bir şey çıkmadı...

Dr um dahiliyeci.Ve işinde gerçekten çok iyi.Hiç bir şeyi asla şansa bırakmıyor.elçin seni birde gastrolog görsün dedi.Gittim.Sonuçlarıma baktı ve dediki bu son yıllarda 30 lu yaş gurubundaki bayanlarda bunu çok sık görmeye başladık.Sebepsiz iştah ve kilo kaybı mide bulantısı belirtileri temel şikayetler.Nedeni stres.Ve bunun tedavisi psikiyatrist dedi.

Ama ben gitmedim.İhmal ettim.Ama mide bulantısı beni mahfetti.aradan bir süre geçti çalışmaya başladım.İş yerinde çok stresli bir ortam vardı.Bir gün benim görmem bulanıklaştı herhalde tansiyonum çıktı diye düşündüm.Aradan 2 gün geçti telefonla konuşurken aniden sağ kolumu hissetmedim uyuşma ve güç kaybı oldu .Ben felç geçiyorum sandım...

hemen acil dr a gittim.dr beyin mr ı istedi.çektirdim.mr için randevu alırken dr un yazdığı istem kağıdına bakarken şok oldum.dr şüpelendiği rahatsızlığı yazmış ama bana söylememiş...

dr bende MS hastalığından şüpelenmiş.mr sonucunu almaya gittim ama sonucu beklediğim 2 gün berbat geçti.kimseye hiç bir şey demedim.aileme söylemedim hiç bir şey netleşmeden.sadece 3 dostum biliyordu.ve mr sonucunu almaya giderken de kimseyi yanımda istemedim tek başıma ben hallederim diye.Ben her şeyi kendim halletmeye çalışırım her zaman kimseye zahmet vermek istemem

sonucu aldım ve okumaya başladım.korktuğum başıma geldi.beyinde ufak bir leke var diyordu sonuç.ama bir önceki yazımda belirttiğim üzre olayları kafamda büyütüp yumak haline getirme konusunda kendimi tek geçtiğim için tüm felaket senaryolarını 2 dk içinde üretmeyi başardım :)
deli gibi ağlamaya başladım.kendimi kontrol edemiyordum.hemen dr un yanına gittim sonucu göstermek için .kapıda dr u beklerken hala kontrol edemiyordum gözyaşlarımı.sırada bekleyen bir teyze kızım ne olur bu kadar ağlama bak sen daha çok gençsin neyin varsa mutlaka düzelir.bak ben yaşlıyım bu saatten sonra bana bir şey olsa ne olacakki.hadi sen benden önce gir kıyamam gözyaşlarına dedi.

bu sefer o teyzeyede üzülmeye başladım.teşekkür ettim ve içeri girdim.sonucu dr un önüne koydum dr baktı ve ağzından boşuna tıp okumuş bu kadın dediğim cümleler döküldü .

gülerek bana dediki: aaa hay allah çıkmaz çıkmaz dedik ama çıktı !!!!!!!

ne demek çıkmaz çıkmaz demek ya ..sen nasıl bir hastaya ve karşında deli gibi ağlayan bir hastaya bu şekilde konuşursun..sinir etti beni...ve bana olmadık bir teklifte bulundu.bu sonucu başka bir görüntüleme merkezindeki dr lara da göstermek istiyormuş...yahu bu beyin ...başka bir şey değil...baktımki olacak gibi değil dedimki size saygı duyuyorum ama karşınızda duran beyin mr ı ve şüpelendiğiniz hastalık ms ! ve bu konuda zaman kaybı olamaz.sizden rica edicem bu konuda çok iyi uzman bir dr önermeniz...bana 2 isim verdi.ve Türkiye de bu konuda gerçekten çok iyi isimlermiş .bunu sonradan araştırdığımda da öğrendim

insan başına gelmeyince anlamıyor .çevremde ne kadar ms hastası varmış.ve başladım araştırmaya bu hastalık nedir diye .aşağıda bu hastalık ile ilgili merak ettiğiniz her şeyi bulabileceğiniz sitenin linki



http://www.ms-gateway.gen.tr/


Ve Türkiye de ms hastalığı konusunda çok iyi bir isim var .Prof.Dr.Aksel Siva
Kendisi cerrahpaşa da hoca ayrıca klinikde de çalışıyor .linki bu :

http://www.medicatr.com/

kendisinden randevu almak gerçekten çok zor ama allah bana çok yardımcı oldu.normalde 1 ay sonrasına randevu alabiliyorsunuz ama bir hasta randevusunu iptal edince ben hemen gittim...

Daha içeri girmenizden sizinle konuşurken muayne etmesinden çıkana kadar farkını ortaya koyan bir hoca .açıkçası nette araştırırken biraz kendisi hakkında çekincelerim vardı .biraz sert biri diye yazıyordu nette yorumlarda .ama tam tersi çok sıcak ilgili ve işine çok hakim bir dr buldum karşımda .ve benim için çok önemli olan sorduğum her soruya detaylı benim anlayabileceğim şekilde sabırlı bir şekilde cevap verdi.

ve sonuçta ben ms hastası değilmişim.

ben normalde güleryüzlü sıkıntımı dışarı belli etmeyen içime atan biriydim.ve aksel hoca bunun en büyük tehlike olduğunu söyledi.bir çok tahlil istedi.yaptırdım.kliniği karşıda olduğu için gidip gelmem zor olacaktı .sonuçları faxladım.akşam 6 oldu hala beni aramadı.dedimki herhalde yarın arar işleri yoğundu .

ama gece saat 9 da telefonum çaldı .aksel hoca karşımda.şaşırttı beni .gecenin o saati hala işinin başında ve beni arıyor.dahiliye dr umun teşhisine o da katıldı.

Benim vücudumda demir ve b12 bitmiş.ve bunların eksikliği vücutta çok ciddi sorun yaratırmış.Ve bunların eksikliğinden dolayı yaşadığım şikayetler ms hastalığının belirtilerine çok benziyor

ve ben bir sürü vitamin içmekten bu hale geldim yani akrep nalan nın anadolu yakası şubesi :)

RUHUNU TERBİYE ETMESİNİ ÖĞRENMELİSİN...

Bu annemin çok sevdiğim bir sözüdür ...ne kadar uydum ne kadarını başardım bilemiyorum

Ama çok kolay olmadığı kesin ...hele böyle bir düzende

DEĞER VERDİĞİN İNSAN SENİN DEĞERİNİ BİLMİYORSA BIRAK KENDİ DEĞERİ İLE KALSIN...RUH HALİM , ISSIZ ADAM FİLM MÜZİKLERİ CD Sİ


Her zaman dediğim bir şey var bu hayatta ne ekiyorsak onu biçiyoruz.ne eksik ne fazla ...


ne yazıkki şimdiye kadar benim karşımdakine gösterdiğim saygıyı , ilgiyi ,değeri hak eden biri çıkmadı...daha doğrusu dostlarım hariç


benim için olmazsa olmazlardandır saygı ! saygısızlığa asla tahammülüm yok


bazı insanlar bazı şeyleri kaldıramazlar...fazla gelir onlara çünkü hayatlarında belkide değer saygı çok fazla görmedikleri için .


ve şuna bir kez daha inandım ki erkek veya kadın karşısındaki kişi onun burnundan getirdiği sürece değerli oluyor ! daha bunun tersini görmedim ...ne kadar anlayışlı saygılı ilgili olsan bile yok gene nerde sorunlu tipler var onlar değerli oluyor .seni resmen aptal yerine koymaya çalışıyorlar


bazen diyorum bunu yapanların burnundan getir ama bir an düşünüyorum bu bana ters yapamam...ruhumu çok yorar bu


ne istediğini bilmeyen her an karar değiştiren maymun iştahlı insanları sevmiyorum...dengesizlikleri zamanla benide yoruyor


biliyorum tuaf bir yazı oldu ama ruh halim böyle bu ara ...kırgınım canım çok acıdı...


bir kitapta okumuştum benim için çok önemlidir der ki


HAYATTA SEN NEYE MÜSADE EDERSEN İNSANLAR SANA O ŞEKİLDE DAVRANIRLAR.


hata bende...bildiğim halde gene aynı hatayı yaptım.


DEĞER VERDİĞİN İNSAN SENİN DEĞERİNİ BİLMİYORSA BIRAK KENDİ DEĞERİ İLE KALSIN



ayrıca bugün ıssız adam filminin müzik cd si piyasaya çıkmış

BENİM KADAR OLAYLARI OLMADIK YERDEN ANLAYIP KAFASINDA KURAN KAÇ KİŞİ VARDIR :)


Bu benim yorumum değil sevgili dostun cancağızımın yorumu :)


Düşünüyorum gerçekten olayları bazen o kadar deşiyorum ki suyu çıkıyor.


5n1k olayını resmen abartıyorum .Mesela bana biri bir şey dedi.Eğer kafamda bununla ilgili en ufak bir soru işareti kalırsa vay haline karşımdakinin :)


İlk sesim çıkmıyor.Kafamda onun dediklerini düşünüyorum her ayrıntısını.Birde en kötüsü benim hislerim çok kuvvetlidir.Bunun bir çok örneğini yaşadım.Düşünürken kafamda soru işareti oluşursa olay orda başlıyor zaten.Yüzlerce soru kafamda dolanıyor.İçimde bir şey tutamıyorum ben o anda baktım ki boğulucam sorularla savaşmaktan direk içimdekileri çıkarıyorum...


Detaylardır bütünü oluşturan benim için ...


Ama ne çıkarma :) resmen soru bombardımanına tutuyorum.Sonra karşımdaki tamam Elçin sen ne düşünüyorsan öyledir diyor :) haydiii o zaman gene bana sinir basıyor neden ben düşünüyorsam öyle diye :)


Yok ben arızayım karar verdim :) ne içindekini döküyorsun yahu...tut içinde işte ...acaba ben ondan mı kilo aldım yıllarca :)


Spora gitmek biraz iyi geldi.Benim en kötü huylarımdan biri de( tabi bu bazı kişilere göre bana göre iyi bir şey :) )bir yere gittiğimde hastane mağaza spor merkezi vb. hiç farketmez bir anda insanlarla sanki 40 yıllık arkadaş gibi sıcak ilişki başlıyor hemen kaynaşıyorum.Normal sessiz hiç yorum yapmadan durmak isterim gittiğim yerde ama mutlaka bir şeyler yapmam gerek :) Eğer bir sorunu varsa birisinin orda mutlaka yardım etmem gerek.Mesela sağlıkla ilgili bir sorun varsa hemen o konuda iyi bir dr yada neler yapması gerektiğini söylüyorum.Benim bildiğim ve faydasını gördüğüm bir çok kişinin de faydasını gördüğü bir şey varsa paylaşıyorum.Tutamıyorum ya o anda kendimi :) Cancağızımın dediği gibi bazen bazı durumlarda ben başka bir boyuta geçiyormuşum tamamen değişiyormuşum


Annem zaten bazen der yok Elçin var bir sorun yok yok seni mutlaka hastane de karıştırdılar sen benim kızım olamazsın.Allahım ben ne günah işledim ya diyor annemmmm:)


31 senedir düşünürüm acaba annem beni seviyormu diye kafamı kurcalıyor böyle dediği zaman :)

KARDA DONMAK ÜZERESİN ...UYKU TATLI GELİYOR...AMA SEN ÖLDÜĞÜNÜN FARKINDA DEĞİLSİN .


Karda donmak üzeresin... uyku tatlı geliyor... ama sen öldüğünün farkında değilsin...




Issız Adam filminde beni çok etkileyen sahnelerden biriydi Ada nın Alper e söylediği bu sözler ...Tabi sevgili dostumu da etkiledi

Issız olan kimdi ? Ada mı Alper mi...


Ve filmin müzikleri çok güzel ve etkileyiciydi.Özellikle Ayla Algan nın Anlamazdın parçası

YouTube a girmek malum sorun .Ama dtunnel dan girebiliyorsunuz .YouTube da filmin müziklerini dinleyebilirsiniz


Linki bu:


Siteye girdikten sonra aşağıda begin browsing yazan kısmın sol taraftaki boşluğa http://www.youtube.com/
yazın ve begin browsing e tıklayın .
Site açıldıktan sonra search kısmına ıssız adam yazın .Ve filmdeki müzikleri dinleyebilirsiniz.
Sitede 3. sırada yer alan Ayla Dikmen nin Anlamazdın parçası benim favorim :)

ISSIZ ADA(M)

Pazartesi günü uzun zamandır geçirmediğim kadar keyifli huzurlu bir gün geçirdim...önce her zaman caddeye gittiğim de uğradığım kızılkayalar :) güzel bir cafede kahve ve tatlı keyfi...biraz cadde de yürüyüş ve heyecanla beklediğim filmi görmek için sinema...ve bu keyifleri yaşarken benimle olan çok özel ve değerli bir dost



Issız Ada hakkında uzun uzun yazmayacağım.çünkü hani bazı anlar vardır ya söylemekle veya yazmakla olmaz yaşamak gerekir .işte öyle bir film...



mutlaka izlenmeli...Çağan Irmak farkını bir kez daha ortaya koymuş.



Ve filmde Alper in sahibi olduğu mekan çok hoşuma gitti .ve nette araştırdım mekan Beyoğlu Tünel Leblon ...



film bittikten sonra bir kaç dakika kendinize gelemiyorsunuz ...müzikler ..mekanlar ...ve sonu



gözlerinizden gelen yaşa engel olamıyorsunuz... Issız olan ada mı adam mı bunun kararını veremiyorsunuz !



her zaman söylediğim bir söz vardır arkadaşlarıma veya dostlarıma .ilk yeni bir şey yapacağı zaman insan şunu düşünmeli önce .yaşayacağım 2 - 3 saatlik zevk kaybedeceklerim uğruna değecek mi ! eğer bunun cevabını vicdanen verebiliyorsanız yapın .ama veremiyorsanız kendinize olan saygınızdan daha değerli hiç bir şey yok.



BENİM GİBİ KENDİ RÜZGARINDAN BİLE HASTA OLABİLME YETENEĞİNE SAHİP KAÇ KİŞİ VAR !!!


Spor maceram 4 gün sürebildi.Kendime dikkat etmem gerekiyor devamlı çünkü allerjik astım var bende.2 sene önce gene spora başlamıştım.spor merkezinden çıkarken çok dikkat ediyordum ve en fazla 1 ay gidebildim çünkü çok kötü hastalanmıştım o dönem.uzun süre yataktan çıkamadım


ve yine aynı olay...kendi rüzgarından bile hasta olabilme yeteneğine sahip kaç kişi var şu dünyada bilmem !


öksürmeye başladım kemiklerim ağrıyor .birde grip olucam ama 1 aydır vücut tuaf bir şekilde acaba olsam mı olmasam mı diye karar veremediği için ne yaptığım belli değil.


ve grip olamadığım için başım devamlı ağrıyor .kendimi resmen 70 yaşındakiler gibi hissettim yahu bu yazdıklarımı okuyunca :)


eğer ben 31 yaşında böyleysem 70 yaşında ne olurum allah bilir bu gidişle.benim tedavülden kalkma zamanım geldi anlaşılan :)


antibiyotik alamam.yasak artık uzun zaman ...tv da gördüm ve annem de söyledi.çörekotu ve balı karıştırıp yersek öksürüğü kesiyormuş.çörekotuna börekte ve poğaça da bayılırım :)


ve tatlı yememek gerekiyor eğer öksürüğünüz varsa asla ...çok fazla tetikliyor...haşlanmış patates iyi geliyor boğaza
yılmak yok devam spor merkezine

SALSA KURSU , TOMBİŞLİK , SEKSÜÜÜLÜK :) , SPOR MERKEZİ , VE BENNN :)


Uzun zamandır istediğim bir şeydi dans kursuna gitmek.ama bir türlü evime yakın ve uygun saatte olan bir kurs bulamadım....ve bir spor merkezine yazılma zamanım gelmişti.yaklaşık 1 yıldır sağlık sorunlarımdan dolayı yok demir eksikliği yok b12 eksikliği yok kistler vb bir sürü sorun derken ayağa kalkmak için günde bazen 6 tane ilaç içtiğimi biliyorum...bir sürü vitamin almanın bedeli akrep nalan nın anadolu yakası şubesi gibi olmama neden oldu :) abarttım tabi ama dikkat etmesem sonum o olacak


ve artık buna bir durrrrr demenin zamanı gelmişti :)


bugün tavsiye edilen bir spor merkezine giderken çok sık geçmediğim bir sokaktan geçtim.birden kafamı yana çevirdim ve bir an durdum...işte ordaydı...aradığım şey karşımda duruyordu.bir müzik kursunun önünde bir reklam vardı .dans kursumuz başlamıştır diye ...


yaşasınnn işte bu dedim :)


genelde çalışanları düşündükleri için bu tarz kurslar hafta içi akşam saatlerinde oluyor.bu kursun saatleri bana çok uydu pazar günleri 1.5 saat sürüyormuş...tombiş bir hatunum ama kıvrak bir yapım vardır .düşünün artık bu halde nasıl kıvrak seksüüü bir hatun olabileceğimi engin hayal gücünüze bırakıyorum bunu :)


haftada 1 gün gidiliyormuş kursa.ordan çıkıp spor merkezine gittim.evime yakın .ve benim için en önemli konu ferah ve havalandırmasının iyi olması şart.çünkü allerjik astım var bende.fiyatta çok uygun olunca birden karar verdim tamam yazılıyorum diye :)


kesin karar verdim .40 kilo vericem.tabi ben bu kadar kilo versem hayalete dönerim o ayrı:) en iyisi ortasını bulmak.30 ideal olacak.benim bu zayıflama konusu ayrı bir yazı olayı ...


1 sene önce 1. hafta 6 kilo 2. hafta 8 kilo birden verdim...aniden...ortada bir şey yokken .ve resmen ben yatağa yapıştım.vücut ne yapacağını şaşırdı ne oluyoruz yafuuu dedi:)


evet bir yerlerden başladım artık....birde iş bulsam harika olacak...severek yapabileceğim bir iş olsa harika olur .mesela dans kursu veya yemekle ilgili bir iş...allahım spor merkezine yazılıyorum gene aklım yemekte ...sen beni ıslah et :)










ÖĞRENDİK Kİ...

Öğrendik ki....
Birtek insanın bize "iyiki varsın" demesi,varolduğumuz için mutlu olmamızı sağlar....
Öğrendik ki....
Kibar olmak haklı olmaktan daha önemlidir....
Öğrendik ki....
Hayat şartları bizi ne kadar ciddi görünmeye zorlasada hepimiz çılgınlıklarımızı paylaşacak birini arıyoruz....
Öğrendik ki...
Bazen tek ihtiyacımız olan bir el ve bizi anlayacak bir yürektir....
Öğrendik ki....
Parayla "klas insan" olunmuyor....
Öğrendik ki...
Gün içinde başımıza gelen küçük şeyler gün sonunda koca bir mutluluğa dönüşüyor....
Öğrendik ki....
İnkar edip içimizde sakladığımız şeyler gerçekliğini kaybetmiyor....
Öğredik ki....
Birisiyle dalaştığımızda tek başardığımız onun bize daha çok zarar vermesini sağlamaktır.... Öğrendik ki....
Her yarayı saran zaman değil sevgidir....
Öğrendik ki....
Çabuk olgunlaşmak için zeki insanlardan oluşan çevre edinmek gerekir....
Öğrendik ki....
Karşılaştığımız herkes bir gülüşümüzü hak eder....
Öğrendik ki....
Hiç kimse mükemmel değildir....
Öğrendik ki....
Hayat zordur ama biz daha zorluyuz....
Öğrendik ki....
Gülümsemek, daha güzel bir görüntüye kavuşmanın bedava yoludur....
Öğrendik ki....
Hepimiz zirvede olmak istesek de asıl keyif oraya tırmanırken yaşadıklarımızdır....
Öğrendik ki....
Zamanımız ne kadar azsa yapacak işler o kadar çoktur....
Öğrendik ki....
Birini ne kadar çok seversek hayat onu bizden o kadar çabuk alıyor....
CAN DÜNDAR


SÖYLESEM TESİRİ YOK ; SUSSAM GÖNÜL RAZI DEĞİL

FUZULİ


-------------------------------------------------------------------------


DÜNÜNDEN DERS ALIP NE KADAR ÇABUK VEDALAŞIRSAN YARINLARINI O KADAR ÇABUK BULURSUN




DEĞİŞİK AYAKKABI MODELLERİ :)





































LÜTFEN 10 DK DÜŞÜNÜN ...

İçimden hiç bir şey yapmak gelmiyor...kahroldum ..içim acıdı.ama biliyorumki şehit olan o aslan gibi evlatların anneleri babaları kadar yüreğim acıyamaz...hani bazen vardır ya sözlerin tükendiği anlar ...işte öyle bir durum bu olay...söylenen hiç bir söz asla teselli etmez...
birde edin ailesinede çok üzüldüm...7 ay içinde bir aile yok oldu...bazen insan soruyor ..neden allahım ?...
her zaman dediğim bir şey var ...hayatta maddi anlamdaki kayıplarınızı ama 3 ay sonra ama 6 ay sonra yerine koyarsınız ama manevi anlamdaki hiç bir kayıp asla yerine konmuyor !
bir anda yok olan hayatlar ...
işte o yüzden lütfen sevdiklerinize daha çok sarılın ...açın telefon defterinizi...uzun zamandır aramadığınız sevdiklerinizi arkadaşlarınızı arayın...zamanım yok işim var bahanesini lütfen bir kenara bırakın...
30 saniyenin önüne bir tek ölüm geçer ! onlar için aradığınızı merak ettiğinizi önem verdiğinizi lütfen hissettirin ...
NE KAYBEDERSİNİZ TEK TELEFONLA ? HADİ...

Can Dündar ın olup olmadığı tartışmalı bir yazı var .çok hoşuma gider ...anlayan için çok şey ifade ediyor bence ...

CENAZE

Hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün Bir zamanlar bir psikoloji kitabında okuduğum bir bölüm vardı... Hayatın ve getirilerinin kıymetini anlamak için tavsiye edilen bir metod vardı içinde... Deniyordu ki;
"Arada bir, çok bunaldığınızda, hayatın sizin için çekilmez hale geldiğini düşündüğünüzde kendinize 10 dakika ayırın ve kendi cenaze töreninizi düşünün"...
Cümleyi ilk okuduğumda çarpılmıştım... Ben girişin akabinde pozitif bir gelişme ve tavsiye bekliyordum... Ama "kendi ölümümüzü ve cenazemizi" düşünmemiz tavsiye ediliyordu... Tüylerim diken diken oldu ve yazarın saçmaladığını düşündüm o an... Ama önyargı düşmanı biri olarak okumaya devam ettim... Diyordu ki; " bunları düşündüğünüzde dünyadaki yerinizi, dünyayı terkettiğinizde oluşacak boşluğu, sevdikleriniz ve sizi sevenler için öneminizi anlayacaksınız... Özellikle insanların sizin için neler söyleyeceklerini, onlar için ne ifade ettiğinizi hissetmeye çalışın... O andan geriye dönme şansınız olmadığını, hayat denen kredinizin bittiğini ve onlara yanıt verme şansınız olmadığını düşünün... Tekrar sarılma, bir kez daha öpme ihtimalinizin bittiğini hissedin... Dünyadaki küslüklerin, ayrılıkların, kavgaların yanında bu acının ve geri dönülmezliğin korkunç çaresizliğini yaşayın... Bırakın canınız yansın, bırakın alevler içinde kavrulsun tüm ruhunuz... Orada, o musalla taşında düşünün kendinizi... Seyredin şu an çevrenizde olanların yüz ifadelerini... Akıllarından ve yüreklerinden geçen cümleleri hayal edin... Kitaba devam etmeden bıraktım kenara ve gözlerimi kapatıp aynen düşünmeye başladım... Eşimi, oğlumu, annemi, babamı, kardeşlerimi ve diğer tüm çevremi oturttum tek tek kendi cenaze törenimdeki yerlerine... Birer birer yerleştirdim tabutumun çevresine hepsini... Hayatımda çok nadir bu kadar canım yanmıştı... Görüyordum işte "babaaaa..." diye ağlayan biricik oğlumu... Eşim kucağında "ağlayan emanetimle" ayakta durmaya çalışıyordu perperişan... Koca çınar babacığım, belli belirsiz dualar okuyordu, o gözümden hala gitmeyen vakur duruşuyla... Annem, ciğerinden bir parça canlı canlı koparılmış gibi hem içine hem dışına akıtıyordu gözyaşlarını... Kardeşlerim, akrabalarım "çok erken gitti, doyamadı oğluna..." diyordu acıyan ses tonlarıyla... Ve dostlarım... Onlar da şaşkındı... Bazısı "daha dün birlikteydik, nasıl olur...?" diyordu... Bunları seyredip onlara "hayır ölmedim, burdayım.." demek istedim hayal olduğunu unutup... Sonra anladım yazarın ne demek istediğini daha devamını okumadan kitabın... Farkındalık önemli bir kavramdır psikolojide... Belki de hiç aklımıza gelmeyen ve gelmeyecek bir farkındalığı göstermek istemişti yazar... Kitabı okumaya ne gücüm kalmıştı, ne de isteğim... Almam gereken dersi ve mesajı almıştım...
Şimdi ne kitabın adını ne de yazarı hatırlamıyorum... Şu an bunları yazarken bile çok kötü oldum... Bu olayda tek farkındalık da yok üstelik... Biraz kendime geldikten sonra devam ettim hayatımın en zor hayaline... Sırada çevremdekilerin ölümümün akabinde neler söyleyecekleri vardı... Usulen ve nezaketen söylenenlerin dışında... Onlarda bıraktığım izleri, yaşananları ve yaşanamayanları elden geçirerek ben konuşturacaktım hayalimde... İçlerini okuyacaktım, senaryo bana ait olarak... Yaşarken neler yazmıştım, ölümümle neler okuyacaktım... Gerçek duygularıydı ulaşmaya çalıştığım, ölüm acısının etkisiyle girilen duygusal mod değildi, deşifre etmem gereken metin... Diğerlerine geçmiyorum... Bu yazıyı şu an yazıp sizlerle paylaştığıma göre "diğerlerine" artık sizlerde dahilsiniz... Düşünün, bir gün bir mail ulaşıyor "ölmüş" diye... Sizler kimbilir neler düşünür ve yazardınız... Eşim şu an yanımda ağlıyor, sanki gerçekmiş gibi... Oysa ki yazarın amacı "Yaşamanın ve hala nefes alıyor almanın kıymetini göstermekti... Benim de öyle... Lafı çok uzattım farkındayım...
Ama hayat dediğimiz çözümü zor süreç 2 satırla özetlenemeyecek kadar girintili çıkıntılı...
Ben o gün kurduğum o hayalle, canımın tüm yanmasına rağmen YENİDEN DOĞDUM... Bilgisayar diliyle "format attım hayatıma"... Sahip olduklarımın farkına vardım ve hala nefes alıyor olduğum için şükrettim... Gözlerimi açtığım anda o kötü ve acı sahne bitmiş, oyun perde demişti...
Peki ya hayal değil de, gerçek olsaydı ve perde bir daha açılmamak üzere kapansaydı... İşte bu final bu yazıyı buraya kadar okumanıza değmiş olmalı... Belki gerildiniz, kötü oldunuz ama devamını getirirseniz buna değer bence... Ben bu akşam melankoliğim ve biraz abartmış olabilirim... Hani sanatçı ve şairiz ya ondandır belki... Bence bu yazıyı sadece okuyarak bırakmayın...
LÜTFEN ARADA BİR, BURADAN ALDIKLARINIZI TARTIN, DÜŞÜNÜN VE HAYATINIZI GÖZDEN GEÇİRİN...
Ölümün kime ve ne zaman geleceğini Yüce Allah'tan başka bilen yok... İşte bu yüzden hazır yaşıyorken ve nefes alıyorken yapabileceklerinizi yapın, ertelemeyin... Bilerek - bilmeyerek kırdığınız kalpleri tamir edin... Sizi sevenlere ve sevdiklerinize daha fazla zaman ayırın... Biraz Hıncal abi tarzı olacak ama, sevginizi ve verdiğiniz değeri haykırın onlara iş işten geçmeden...
Ve en önemlisi;
VERDİĞİ -VERMEDİĞİ, ALDIĞI - ALMADIĞI HERŞEY İÇİN, TEKRAR TEKRAR ŞÜKREDİN YÜCELER YÜCESİ YARADAN'A...
CAN DÜNDAR

KADINLAR İÇİN BİLGİSAYAR VE MOUSE MODELİ :)











ALLAHTAN KADINIZ DEDİRTEN 100 NEDEN :)

1.Sigaradan sararmis biyiklarimiz yok…2. Arabamızın yolda patlayan lastigini degistirmeyi bilmesek de olur.3. ‘Ya kalkmazsa? ‘4. ‘Ya inerse? ‘.. sizin de isiniz zor valla yaaa…5. Pantolon giymek bizim için fizyolojik olarak en az etek kadarrahattir.6. Kisiligimiz kullandigimiz arabanin beygir gücü ile dogruorantili olarak degismiyor.7. Tuvalette sadece tavana degil, sagimiza solumuza herhangi bir ölçme-biçme endisesi duymaksizin bakinabiliriz.8. ‘Gerçek mi, rol mü yapiyor? ‘9. ‘Damsiz Girilmez’ bize bir sey ifade etmiyor…10. Kirmizi isikta yanimizdaki arabanin bizden önce çikmasi ya da bir aracin bizi sollamasi hiçbir sey demek degildir.11. Istedigimiz her yerde ve her kosulda ağlayabiliriz.12. Bedensel hareketlerimiz vücudumuzdaki olasi kaslaribelirginlestirecek diye bir zorunlulugumuz yok…13. Vücudumuzda kas olacak diye bir zorunlulugumuz da yok hatta..14. Kas gücü gerektirecek isleri zevkle yapacak birileri her zaman vardir…15. Dügme, sökük vs. dikmek özel bir beceri gerektirmiyor.16. Dünya yerle bir olsa önce kadinlar ve çocuklar!17. ‘Yoktan var edilen’ yapay bedenlerimize tapinacak bir karsi cins varken, kozmetik ürünleri ve estetik cerrahinin olanaklarindan sonuna kadar yararlaniyoruz…18. Asik oluyoruz… korkmadan.19. Biraz göbek sevimli mi durur? .. hadi ordan! ! siz hiç ‘kalçalarimdaki yaglar beni çekici gösteriyor’ diyen bir kadin gördünüz mü? Asla dis görünüsümüzle ilgili yalan telkinlerle kendimizi kandirmaya çalismayiz.. Rejim gerekiyorsa rejim… alla alla…20. Tecavüze ugradigimizda cinsel tercihimizi degistirmek zorunda degiliz…21. Duygusal saçmaliklar adina kredi sahibiyiz… çiçek ve çikolata istiyoruz….22. Evde, banyoda, kil- tüy dökmeyiz…23. Dokundugumuz bedenin herhangi bir kismindan silikonlar fiskirma korkusu duymayiz… genelde tabi!24. Sünnet olmayız25. Meslek grubunda ‘ev kadini’ diye kebap bir seçenek var… 26. Birinden hoslansak da ‘ilk adim atma kabusu’ndan muafiz…27. Evet, gelinlik 200.- $, smokin ise 100.-$.. ve her ikisini desevgili damat ödüyor…28. ‘3 dubleden sonra fecii sarhos olurum’ diyebiliriz rahatlikla…29. ‘Çirkin’ kadin yoktur.30. 50 yasindan önce hiçbir erkege seks için para ödemek zorunda degiliz.31. 31 sayisi da sadece digerleri gibi bir sayi…32. Kisa boy mu? E topuklu ayakkabilar ne güne duruyor ki?33. Yasimiz ne olursa olsun bir uçan balon tasiyabilir, pamukhelva ve elma sekeri de yiyebiliriz.34. Her sabah tras olmak zorunda degiliz.35. Bir gece hos bir rüya görsek ertesi sabah pijamamizi kirliyeatmamiz gerekmez.36. Genellikle istedigimizi almamiz için söylememiz yeterlidir….37. Bazen istemedigimizi söyleyerek de aliriz.38. Blue-jean’lerimizin muhtelif kisimlari diger taraflarina göredengesiz biçimde beyazlamaz… ya da sararmaz…39. Kizdigimizda birbirimizin anneleri, kizkardesleri, ebeleri,dayilari ya da sülalesine dair cinsel taleplerimiz olmaz…40. Ayakta kalmak(?) için 1,5 kaymakli künefe yememiz gerekmiyor…41. Bebeklik albümlerimiz sirtüstü çirilçiplak resimlerimizle doludegil…42. ‘Hadi amcalara göster..’ seklinde rezil bir çocukluk animiz da hiç olmayacak…43. Uçan tekmelerle birbirimizin agzini yüzünü kirdigimiz sporlaryapmiyoruz…44. Fiziksel güç iddiamiz yok ama grip olunca da ölümcül birhastaliga yakalanmis gibi iptal olmuyoruz…45. Silah… hiç iki kizin silahla oynarken birbirini vurdugunu duydunuz mu?46. Horlamiyoruz….47. Az bildigimiz bir seyi çok anlatabiliriz.48. Birbirimize, beklenmedik yikici sonuçlar dogurabilecek, eseksakalari yapma adetimiz yoktur.49. Canimizin çektigi yemegi pisirir, kötü de olsa herkese yedirebiliriz.50. Kerizi parasindan ayirmada Allah vergisi bir yetenegimiz vardir.51. Sigaramizi yakacak birileri hep vardir…52. Evde bozulan bir aleti, onarmaya çalisip bir dahakullanilamayacak hale getirmek yerine tamirci çagirmak rasyonalitesine sahibiz53. Tükürmeyiz…54. Giysilerimizden o gün ögle yemeginde ne yedigimiz anlasilmaz.55. Harika alyansimiz asla killarin arasinda kaybolmaz.56. Estetik sanatlarin %90′i kadindan esinlenmistir.57. Ayaklarimiz kokmuyor.58. ‘Erkek sözü’ gibi ikna etmeye yönelik sifatlar yaratmadikhiç…Yoksa verilen sözlerin tutulmamasi gibi bir sorun mu var?59. Övgü ve komplimanlar sadece ruhumuzu oksar geçer, iknaetmeye yetmez… ya gururu oksanan bir erkek neyi reddeder ki? 60. Çapkinliklarimizin ardindan giysilerimizde, biz istemedikçe(mesela Monica L. istemisti!) , deliller (ruj lekesi, sari saç teli vs.)bulunmasi ihtimali yok…61. Toplum içinde organ düzeltme stresi..62. Cep telefonumuzun sesi popomuzdan gelmez.63. En sevmedigimiz insanlara bile, öyle gerekiyorsa eger, yeterince dayanabiliriz.64. Sevisirken sirtimiz yere gelse de bu kazananin karsi tarafoldugu anlamina gelmez.65. ‘Anneme gidiyorum’ diyerek kapiyi çarpmak bize yakisanbir ayricalik…66. Saçimizi boyayabiliriz… 20 yasinda bile…67. Çiglik atabiliyoruz… sevinince, üzülünce, korkunca…68. Aradigimiz adresi, kaybolmadan önce sormayi düsünebiliyoruz…69. Uzaga iseme, uzaga tükürme, yüksek sesle gegirme vb. karizma krikolarimiz yok….70. Askere gitmiyoruz..71. Annelik duygusu… apayridir…72. Sevgilimize, agabey ya da babamiza ait gömlek, kazak,mont, T-shirt’leri giyebiliyoruz.73. Bale, dans, ritmik jimnastik, buz pateni vb. ugraslar edinmemiz cinsel tercihimiz hakkinda tartisma yaratmaz….74. Hayatimizin hiçbir döneminde kravat takmak zorundadegiliz…75. Mücevherler bizim…76. Yagmurda semsiyesiz kalmayiz.77. Belli dönemlerimiz, cinayet bile islesek hafifleticineden kabul edilir.78. ‘Bosanmak istersek’ tek celsede bosaniriz.79. ‘Bosanmak istemezsek’ zengin bir dul oluruz.80. Bir gün önce çikardigimiz çoraplarimizi evin alti üstüne gelmeden, üstelik de kimselere sormadan bulabiliyoruz.81. Kol saatimizin ayni zamanda hesap makinesi, takometre, barometre, termometre ve radyo olmasi gerekmiyor. 82. Playboy Late Night, kirmizi nokta, Tutti Frutti vb. yüzündenuykusuz geceler geçirmiyoruz.83. Özel günleri parmagimiza kirmizi iplik baglamadan da hatirlayabiliyoruz..84. ‘Kaaaave..’ye gitmiyoruz.85. Trafik polisinin alkol vs. çevirmelerinden muafiz…86. Istemezsek hesap ödemeyebiliriz.87. Yürürken ceplerimizden bozuk para, anahtar, çakmak vs.sesleri gelmez…88. Gece eve birakiliriz…89. Bulasik makinesi karmasik bir dünyadisi mekanizmadegildir…90. Geceyarisi yataktan sivisip, buzdolabinin isiginda zeytinyaglidolma, börek ve ‘hain köfte’ yemiyoruz…91. Ortaliktaki alakasiz her türlü nesne ve sözcükten cinsel çagrisimlar çikarip günün 14 saatini seks düsünerek geçirmeyiz…92. Kel olmuyoruz…93. Toplu tasima araçlarinda nadiren ayakta kaliriz.94. Futbol mu? Bizim tuttugumuz takim genelde kaybetmez…95. Her basarili erkegin arkasinda bir kadin vardir…96. Berberde kimse yüzümüzü 800 kolonya ile ovusturarakgözlerimizi yuvalarindan ugratmiyor.97. Bizim berberlerin koltuga yaslanmasi ya da üzerimize abanmasi da gerekmiyor…98. Para cüzdanimiz bir süre sonra kavisli yuvarlak hatli birsekil almiyor.99. Pantolon almaya çikip eve uçak maketi, uzaktan kumandali araba, mini langirt masasi vb. emtia ile dönmüyoruz.100. Eh… bir de Brad Pitt hak ettik artik :)

ERKEKLER İÇİN HAYAT KURTARAN YENİ EMNİYET KEMERİ :)


HER ŞEYDEN ...


Sabah nette gazeteleri okurken 2 haber çok hoşuma gitti...


Birinci haber Ayşe Arman nın bir röportajı.suadiye de kapıcılık yapan 2 üniversite mezunu zehir gibi pırıl pırıl bir genç...okurken hem üzüldüm hem sevindim hem güldüm ama en çok helal olsun istenirse her şeyin üstesinden gelinebileneceğin en güzel örneklerinde biri bu genç diye düşündüm...üniversite mezunu olmak her şeyi çözmüyor bana göre .2 dil bilen 2 üniversite mezunu olan ama hayatta her şeyin en iyisini ben bilirim havalarında dolaşan , insanları eğitim veya maddi konumlarına göre değerlendirip ona göre davranan ne yazıkki çok kişi var ...


evet çok önemli üniversite mezunu olmak.bu bir yerde etiket .ama çok daha önemli olan onun üzerine ne kattığınızdır .yaşanmışlıklarınızdan tecrübe edinmeniz daha da önemlisi ders almasını bilmenizdir.bazen insan ilkokul mezunu bir kişiden bile çok şey öğrenebiliyor hayat anlamında





İkincisi bir aşık kocanın eşine yaptığı müthiş sürpriz ...gerçekten çok büyük bir ince düşünce ...güzel bir davranış.yıldönümünde eşinin yazmış olduğu şiirleri kendisinden habersiz alıyor ( kendi deyimiyle çalıyor :) )ve kitap olarak çıkarıyor .tüm arkadaşlarını ailesini ayarlıyor ve devamı




bunu yaşama konusunda umudum yok gibi bir şey bu zamanda :)


okurken çok duygulandım.

sevdiği insan uğruna neleri göze almıyorki insan ...neleri feda etmiyor ...




EFLATUN'A SORMUŞLAR

Eflatun'a iki soru sormuslar.
Birincisi ; "Insanoglunun sizi en çok sasirtan davranislari nedir ? "
Eflatun tek tek siralamis :
- Çocukluktan sikilirlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarini özlerler...
- Para kazanmak için sagliklarini yitirirler. Ama sagliklarini geri almak için de para öderler...
- Yarindan endise ederken bugünü unuturlar.Dolayisiyla ne bugünü ne de yarini yasarlar...
- Hiç ölmeyecek gibi yasarlar. Ancak hiç yasamamis gibi ölürler...
Sira gelmis ikinci soruya ; "Peki sen ne öneriyorsun?"
Bilge yine siralamis ;
- Kimseye kendinizi "sevdirmeye" kalkmayin!
Yapilmasi gereken tek sey, sadece kendinizi "sevilmeye" birakmaktir...
- Önemli olan; hayatta "en çok seye sahip olmak" degil, en az seye ihtiyaç duymaktir

HAZIR BEBEK MAMALARI




Çocuğum yok ama çocuklar ve yaşlılar konusunda çok hassasım.markete gittiğimde çocuklu ailelerin sepetlerinde hazır mamalar yada meyveli yoğurtlar gördüğüm zaman resmen deliriyorum.
o ailelere sorduğunuz zaman çocuklarının yemekleri konusunda çok hassas olduklarını söylerler.
her ne kadar içinde sebze ,et olduğu yazılsa veya söylense dahi nasıl insanlar güvenip alabiliyorlar şaşırıyorum.
hiç bir firma ürünümüzde katkı maddesi koruyucu var elbette demez .içinde tam olarak ne olduğu belli olmayan bir mama ! evde insanın kendinin temiz içine sinerek yavrusuna mama yapması bu kadar mı zordur ! bir kabak , havuç, patates ,bezelye karnıbahar vb sebzeleri pişirip günlük olarak çocuğa vermek çok daha sağlıklı bence .
ayrıca şu hazır meyveli yoğurtlar ! evde hazırlandığında hazır mamalar kadar uzun süre dayanmıyor .demekki mutlaka içlerine bazı katkı maddeleri koyuyorlardır .
ayrıca bir çok firma türkiye deki yasal boşluklardan yararlanıp katkı maddelerini yazmıyorlar etiketlerine ...
bir yakınımın oğlu küçükken hiç bir şey yemiyordu.yediği sadece o zamanlar yeni meyveli yoğurtlar çıkmıştı.yediği sadece bunlardı.anneside yeterki yesin diye devamlı bundan veriyordu .çocuk tüm gün bir şey yemese acıktım demiyordu.sadece bu yoğurt...
annesi bir süre sonra almaktan sıkıldı .ve şöyle bir çözüm buldu.bu yoğurt kablarını atmadı yıkadı sakladı.evde kendi çocuğun sevdiği meyvelerden yoğurtlar yaptı ve onların içine doldurdu.çocuk yoğurt istediği zaman bunları vermeye başladı ...aynı kab olduğu için çocuk ne olduğunu anlamadan bir güzel yiyordu.güzel bir düşünce...
birde mamaların mikrodalga da ısıtılması olayı ! hiç bir şekilde bana mantıklı gelmiyor .uzmanlar mikrodalga çalışırken bile asla önünde durulmaması gerektiğini söylüyorlar radyasyon yayıyor diye .ve bunu en değerli varlıklarımızın mamalarının ısıtılmasında nasıl kullanılır hiç mantığım almıyor.mutlaka o mamaya zarar veriyordur ve besin değerini düşürüyordur
en güzeli benmari usulü ısıtmak
Sosyal Pediatri Derneği Başkanı Prof Dr. Gülbin Gökçay hazır mamalar ve anne sütü ile ilgili düşüncelerini şöyle belirtmiş :
“İnek sütünün çeşitli işlemlerden geçirilmesi sonucunda hazırlanan bebek mamalarının, her ne kadar anne sütüne yakın oldukları bildirilse de, çocuk sağlığı açısından anne sütünün ve emzirmenin yerini tutmaları olanaksızdır. Mamaların halka doğrudan reklamlarının anne sütü ile beslenmeyi olumsuz etkilediği belirlenmiştir. ABD ve Somali dışında dünyadaki tüm ülkelerin imzalamış olduğu uluslararası yasa ile bu reklamlar yasaklanmıştır. Buna karşın ülkemizde maalesef televizyon kanallarında özellikle halkın en fazla televizyon izlediği saatlerde bu mamaların reklamları yapılmakta, birçok hastanede doğum yapan annelere mama üreten firmalar tarafından çeşitli reklam malzemeleri dağıtılmaktadır. Bu yasanın uygulanmasının sağlanması başta devlet görevlileri olmak üzere tüm vatandaşların görevi olmalıdır.”
fikirlerine çok önem verdiğim çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı prof hilal mocan bir röportajında şunları söylemiş:
Mama ile beslenen çocuklarda ne gibi sağlık riskleri doğabilir?
Mama eğer aşırı derecede verilirse çocuk aniden kilo alır ve bunun da bazı zararları ortaya çıkar. Çünkü anne sütü ile beslenirken çocukların yağ hücrelerinde aşırı derecede hacim artması olmaz. Ama mamayla beslenirse yağ hücrelerinin hem hacmi hem de sayısı artar. Bu da obezite için en önemli kriterdir. Ayrıca anne sütünde büyüme faktörleri vardır; bir mamaya her şeyi koyabilseler bile bu büyüme faktörlerinin konulması mümkün değil. Anne sütü ile beslenen çocuk daha çeviktir, IQ'su daha yüksektir. Anne sütünün avantajları ileriki yaşlarda ortaya çıkar. Dünyanın en pahalı ilaçlarından biri olan 'İnterferon' diye bir ilaç var; viral enfeksiyonlara karşı çocuğu korur ve kanser tedavisinde de yeri vardır. İşte bu ilacın içeriği anne sütünde doğal olarak vardır ama mamada yoktur!
lütfen biraz daha özen biraz daha dikkat ...
ayrıca uzmanlar kablosuz internet kullanan kişilerin geceleri mutlaka adsl i kapatmalarını öneriyorlar .özellikle çocuklu ailelerin daha dikkatli olması gerekiyor.özellikle bebeğin olduğu odada asla bulunmaması gerekiyor adsl...
umarım sağlıklı mutlu huzurlu bebekler çocuklarla dolar bu gittikçe yapaylaşmaya başlamış dünya...bir umut
en büyük isteğim yıllardır bu resimdeki bebeğe benzeyen bir yavrumun olması :)

YAŞA !


YAŞA !...

Her şeye boşver, dolu dolu yaşa. Madem ki bir aşkın var, ne güzel, tadını çıkar...

Sanki ayıp bir şeymiş de utanıyormuşsun gibi yazmışsın bana...

Her şeye boşver ve aşkı yaşa...

İlle de büyük aşk olması gerekmez; yaşanan her aşk büyüktür, yeter ki tadını çıkarmasını bil... Çok büyük umutlar bağlama, yarını hiç düşünmeden, günü gününe sev, sevginin tadını çıkar... Sevgide geleceği düşünürsen aşkı, bombok edersin. Sakın haaa...

Sonsuz, monsuz diye karşındakinin başını yeme...

Her şeye boşver; öylesine sev ki, sevdiğini bile umursama, salt kendin için sev, bencilce yaşa aşkı, bütün maddesiyle...

Yaşamdan elinde kala kala salt yaşadığın sevgiler kalır sonunda, ne şu, ne de bu...

Bütün onlar, aşkı yaşamak için gerekli olan - ne yazık ki gerekli olan- gereklerdir.

Aslolan aşktır yaşamda...

Dolu dolu, dolu dizgin, zilzurna, saniye saniye aşkı yaşayarak sev...

İki yıl, üç yıl sürecek diye umutlanıp enayilik etme...

İster sürer, ister sürmez... Sen o anı yaşa yeter ki...

Yitirdiğin zaman; yaşadıklarını kazanmış olacaksın...

Sonunda elbet yitireceksin, ama yitireceğini hiç düşünme; çünkü aynı zamanda kazanmışsındır da... Anılar kazanıyorsun daha ne...

İç o zaman, sarhoş ol...

Yüce şeyler düşünme severken, sevgiyi berbat edersin; çünkü sevginin kendisinden daha yüce bir şey olamaz..

Aferin sana seviyorsan, seviliyorsan...

Sakın kuşkulara kapılma. Karşındakini didikleme, yiyip bitirme...

Türk gelenekleri, görenekleri öyle...

Sakın bu aptallığı yapma...

Severken yirmi yıl sonrasını değil, yirmi dakika sonrasını bile düşünme, sevginin içine edersin... An an yaşa, derin derin hem de...

Afferin sana... Çok sevindim. İşe güce boşver.

Artık sana ne Surname'yi, ne de başka şeyi soruyorum. Keyfince yaşa, sev...

Sevildikçe sev, sevilmeyince de tastamam boşver ve o zaman o güzelim yalnızlığına sarıl...

O yalnızlık ki, bütün sevgilerden daha güzeldir ve sonunda onun koynuna girmek için kendi kollarımızla kendimizi sararız...

O zaman da hiç üzülmeyeceksin. Çünkü nasıl olsa, sığınacak bir yalnızlığımız var; günün birinde anamız bile bizi bırakır gider ama o yalnızlığımız, biz yaşadıkça bizi hiç bırakmaz... Severken bunları düşünme, lütfen yarınsız sev!

Hadi, sevgiyle öperim. Yaşa sen !...


Aziz NESİN


Bir kutu dolusu yasam gönderiyorum sana

Sade bir kurdeleyle süslenmis

Çöz kurdeleyi ve kaldır yavasca kutunun kapagını...

Kocaman bir fırca ve bin renk koydum kutuya

Bir cennet resmi yapıp içine gir diye...

Düsler serpistirdim gizlice düs kurmayı unutma diye...

Bir tane de elma sekeri yerlestirdim

İçindeki çocugu yeniden tadabil diye...

Günesin batısını billur suyun sesini

Kırmızı gelinciklerin saflıgını

Taze ekmegin kokusunu ve bir Gulumsemenin sıcaklıgını da sıgdırdım

Ruhlarımız ac kalmasın diye...

Kutuya biraz da sevecenlik koydum güclü ol diye

Cünkü acımasız olan güçsüzdür.

Beyaz bir güvercin uçup kendi kondu kutuya

Barısı ve özgürlügü sunmak için...

Bir buket sevgi bir yudum aşk ve yarım Bir elmada koymadan edemedim

Paylasmayı anımsayalım diye...

Sevdiklerimize onları sevdigimizi Söylemek icin yarını beklemeyelim Hemen simdi bunu yapalım diye...

İçtenligi umudu neseyi bagıslayıcılıgı Özgüveni ve açık yürekliligi unutmadım "Ben" in dısına cıkıp bize ulasabilelim diye...

Son olarak da bir kart ilistirdim Kutuya bak bu kartta neler yazıyor

Bu kutunun kapagını her kaldırısında Yasamla ilgili yepyeni seyler kesfedeceksin Yasamak için yarını bekleme Al yasamı kollarının arasına ve sımsıkı sarıl

Yasamdan yalnızca almak yerine ona bir seyler ver

Kısacası bütünüyle insan ol Unutma(!)

Yasam dokuması henüz tamamlanmamıs Olaganüstü güzellikte bir duvar halısıdır ve Sana ait olan bu boslugu yalnız sen doldurabilirsin


ORHAN VELİ KANIK



Kimseyi kırmamak ve üzmemek sartıyla istedigin Herseyi dene :-) Birgün sonsuzlugun bulutlarına oturdugunda Ne aklın kalsın ne de kırık bir yürek :-)

OLGUNLAŞMA


CAN DÜNDAR IN BU YAZISI BELLİ BİR YAŞA GELMİŞ , HAYATTA BAZI TECRÜBELERİ ERKEN YAŞTA YAŞAMIŞ VE EN ÖNEMLİSİ DERS ALMASINI BİLMİŞ KİŞİLER İÇİN ÇOK ŞEY İFADE ETTİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM







OLGUNLAŞMA








Artık eskisi gibi her haftasonu birileri ile dısarı çıkmak istemiyorum. Beni yoran iliskiler, yeni tanısmalar, yeni yüzler aramıyorum. Eski dostlukların da özetini çıkarmaya basladım. Iliskilerde tasarrufa gidiyorsun her seyde oldugu gibi ve gereksiz insanlari hayatindan atmak istiyorsun. Yapmacik, inanmadan konusmak istemiyorum artık. Beni anlamayanlarla konusmak cümle kirliliği yaratıyor ve hak edenlere saklıyorum enerjimi. Istedigime istedigimi deme özgürlügüne sahibim, elestirme hakkını olusturan yasamislık ve yeterli yas faktörü artik bende de var. "Ben demistim" ,"ben bilirim","ben zaten anlamıstım", sendromunda olanlarla arkadasliklari bir kez daha sorguluyorsun. İliskilerini sadelestirmeye baslayinca sıra iyi ve kötü gün dostlarını ayıklamaya geliyor. Kötü gün dostlarını belirliyor ve onlara daha çok önem veriyorsun. Iyi gün dostu bulmak ne kadar kolaysa kötü gün dostu bulmak bir o kadar zor, biliyorum. Dostlar ihtiyaç oldugunda göçmen kuslar gibi sicaga uçuyor ve sadece seninle birlikte sürüden ayri düsenler kalıyor. Zamanın ne kadar kıymetli oldugunu ögreniyorsun buralara kadar gelirken. Uzun düz otobanlardan oldugu gibi, kestirme bozuk yollardan da ulasabilirsin hedeflerine. Kestirmeleri de ögrendim gide gele. Bos geçen her saniye degerli artık. Daha yapılacak çok sey var ama, kendimi çok yormaktan çok hırpalamaktan yana degilim. Gerektiginde "HAYIR" demeyi ögrendim ve bu kelime basta karsındakine kırıcı gelse de senin için hayat kurtarıcı olabiliyor. Sevgiye önem vermek gerektigini, zamanı geldiginde elinde sadece sevginin kalacagını biliyorum. Sevgi paylasildıkça olusuyor, olgunlasıyor. Aileme ve seçtigim tüm dostlarıma daha önce göstermedigim sevgi,anlayis ve ilgiyi gösteriyorum. Biliyorsun ki gidenlerin ardında sadece iyilikler kalıyor, ne kadar sevgi dolu oldugu hatırlanıp anılıyor. Bana çok genç olduklarını hatırlatırcasına nedense tecrübelerimi, fikirlerimi sormaya basladılar. Verecegim cevaplar belki çok anlamsız geliyor ama yine de dinliyorlar ama ben biliyorum ki yasamadan hiçbir sey ögrenilmiyor. Yasamıslıgın olusturdugu bir alçakgönüllülükle gülüyorum içimden sadece. Artık daha şık giyiniyorum, senelerle birikmis dolaplar dolusu kıyafet var ve bunları kendimle paylasmalıyım. Önce kendine güzel görünmelisin, kendi zevkime göre giyinmek istiyorum, böyle hissediyorum. Modaya uymak adına popomun sıgmadıgı düsük bel pantolonlara sıgmıyorum diye kendimi üzme tercihini de kullanabilirim. Ayıp, günah ya da ne derler korkuları çoktan geride kaldı . Dostlarıma, kendimize yemek yapmak hosuma gidiyor. Mutfak eskiden bir zulüm iken simdi zevk aldıgım mekanlar arasına giriyor. Farklı lezzetler denemek güzel ve kendi lezzetimi kendimde yaratabilecegim belli bir damak zevkim ve mutfak kültürüm olustu. Sonra Sezen'in sarkısındaki gibi anneni daha sık düsünüyorsun ve hatta anlıyorsun. Iste bu yeni alısmaya baslanan ve giderek hosa giden yeni duruma olgunluk deniyor. Yasamıslıgın, görmüslügün, geride kalmıs üflenmis dogum günü mumlarının bir sonucu kendiliginden ortaya çıkıyor hayatın bir dönemecinde bu olgunluk. Ne zaman dersen herkese göre, ne kadar dolu yasadıgına göre degisiyor bu olgunluk çagına ermek. Inanın bana hayattaki düsüsler, zor alınan virajlar bu zamanı hızlandırıyor. Kendi dünyanın küçüklügünü kesfetmek ve buna ragmen kendinin kıymetini bilmek çok ise yarıyor. Bir gün hepimizin bu huzurlu olgunlugu bulmasını diliyorum.


CAN DÜNDAR

OĞULA SESLENİŞ

RAHMETLİ CENK KORAY IN VEFAT EDEN OĞLU İÇİN YAZDIĞI YAZI
Sizin hiç canlı canlı kolunuzu kestiler mi?
Hiç elinizi uzattınız mı ocakta yanan ateşin üzerine?
Demir tokmakları, başınıza başınıza indirdiler mi iri yarı adamlar?
Gözü dönmüş birileri kırdılar mı parmaklarınızı?
Tel örgülere takıldı mı sırtınız yerlerde sürünürken?
Birisi gelip kolunuzu kıvırdı mı arkaya, zorlayarak "çat" diye kırıverdi mi?
Çaresizlik denilen; çaresi bulunmayan tek gerçek, sarıldı mı boğazınıza?
Adamın biri gelip iki gözünüze iki parmağını sokup, kör etti mi sizi?
Büyük değirmen taşlarını getiripkoydular mı üzerinize, sırt üstü yatarken?
İyice bilenmiş bir bıçağı böğrünüze sokup çevirdiler mi 360 derece?
Ayağınız kayıp yola düştünüğünüzde,bacağınızın üzerinden hiç kamyon geçti mi?
Su diye size uzatılan bardağı kafanıza diktiğinizdeiçinde asit olduğunu fark ettiniz mi?
Demir bir çubuk boğazınızdan girip boyununuzun arkasından çıktı mı hiç?
Yolda sessiz sakin yürürken, aniden birisi gelip suratınızın en ortalık yerine muhteşem bir yumruk savurdu mu?
Balkondan düşen koca bir saksı, tam kafanızın ortasına indi mi?
Evinizin alev alev ateşler içinde yandığını seyrettiniz mi?
Bir insanın sel suları içinde çırpına çırpına can verdiğini gördünüz mü?
Veya bütün bunları görmemiş,yaşamamış bile olsanız, biraz düşününüz.İşte bunların hepsi bir anda, benim başıma geldi.19 yıl babalık etmeye çalıştığım, Allah'ın bana emaneti, canım, gülüm, hayatım,her şeyim, bir tanem, sebeb-i hayatım, evladım, oğlum Nihad, 3 dakika içindeyok olası kollarımın arasında ölüp gitti.Yapacak hiçbir şeyim yoktu. Kapının camı şahdamarını kesmişti.Fıskiye gibi kan fışkırıyordu. Kan fışkırıyordu,umutlarım, istikbalim, hayatım yerlere dökülüyordu.Bana yakın durması gereken ölüm, beni ölmeden öldürüyordu...Bugün senden ayrılalı tam 1 yıl oldu. 365 günün, bir tanesinde bile seni göremedim, elini tutamadım,yanağını öpemedim, bağrıma basıp sıkı sıkı sarılamadım.Evde tek başıma otururken, kapıda anahtar dönmedive sen içeriye girmedin.Bir tek gece odanın ışığı yanmadı. Ben kapını açıp,"yatıyorum, sen yatmıyor musun?" diye soramadım...Yaşamak canımı sıkmaya başladı. Gül, senin aradığına dair bir tek not vermedi tam 365 gündür. Bu kadar çabuk mu unuttun beni diye düşünüyorum zaman zaman.Ama beni unutmayacağını, unutmadığını biliyorum, ben de biliyorum, halan da biliyor, enişten de, Ece de. Ama oradan bir bağlantı kurulması mümkün değil...Günler geçiyor arslanım. Her geçen dakikayı beni sana yaklaştırdığı için seviyorum. Eskiden nasıl üzülürdüm zaman geçiyor, birgün senden ayrılacağım diye .Ama şimdi her şey tersine döndü...Her şeye tahammül edebiliyor insan.Allah böyle bir sabır vermiş kullarına. Ama tahammülü mümkün olmayan bir tek şey var.
Senin sevginden mahrum olmak. Bunu hissedememek. İşte ölmeden bu öldürüyor insanı.
Cenk KORAY

BABALAR VE KIZLARI...


Bugün nette dolaşırken tesadüfen bir site gördüm .Bir baba eşinin hamile olduğunu öğrendikten sonra bu durumu birde erkek tarafından ele almış ve bloğ açmaya karar vermiş...



Çok hoşuma gitti.Tüm siteyi okudum ...ve dua ettim bir gün inşallah böyle bir eşe ve evladına düşkün bir babaya sahip olmak için ...



Ve o bloğu okuyan bir bayan bir yazı yollamış...Babasını kaybetmiş ...



ve onu kaybettikten sonra hissettiklerini yazmış...Bırakın gözlerimin dolmasını sicim gibi akan yaşlara engel olamadım ....resmen dağıldım...içim acıdı...



Bir kız evladın babası için bu güzel sözleri söylemesi çok güzel ....çok imrendim ...



ve keşke babası yaşasaydı dedim içimden ...biliyorum imkansız

Aşağıda linki tıklarsanız ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız...



http://www.babaolmak.com/index.php/2007/11/02/yutkunamamak/


UZUN ZAMAN OLDU...


Uzun zaman oldu yazmayalı...bu dönem içinde çok şey atlattım.özellikle sağlık konusunda.artık doktor görmek ve kan vermek istemiyorum...



insanın sağlığı yerinde olmayınca ne huzuru oluyor ne yaşadığı bir şeyden zevk alıyor.Bu pos hastalığı ben yıllardır çok yordu.resmen kısır döngü...belirtiler baş gösteriyor dr a gidiyorsun kan tahlilleri ultrason ...sonra ilaçlara başlıyorsun .bir kaç ay sonra her şey yoluna giriyor sanıyorsun ilaçları kesiyorsun ..sonra tekrar başlıyor her şey ...sil baştan

ne kadar dik durmaya çalışsanda insansın tıkanıyorsun bazen olaylar karşısında...



buna ne sinir dayanıyor ne bünye .bu hastalığı yaşayan tüm arkadaşlarım aynı konudan şikayet ediyor ..hepsi bıkmış yılmış durumda .ben 10 yıldır uğraşıyorum.

ve zaman zaman kendimden nefret eder hale geliyorum...ama genede allah dermansız dert vermesin diyorum

günde içtiğim ilaç sayısı bazen 6-7 yi buluyor



yakında ilaç ağacı çıkarmam kesindir



yine de şükrediyorum...annem dostlarım hep destek ...



bir söz vardır tanrı insanlara kaldırabilecekleri kadar yük verirmiş !

CANIM ANNEMMM


ANNE

Bana ilk öğüt verdiğin günü,Hatırlıyor musun anne?Ne kadar telaşlıydın o günEl değmemiş bir hamurdanO gün en güzel heykeli yapmıştın sen, anne…Bana ilk kızdığın günü,Hatırlıyor musun anne?Ne kadar üzülmüştün o günYıllar sonra yad ettiğimizde,Benim yerime sen ağlamıştın, anne…Bana ilk yemek yapmayı öğrettiğin günü,Hatırlıyor musun anne?Ortalığı mahvetmiştik o günSenin kadar olmasa da,O gün muhteşem bir aşçı yetiştirmiştin, anne…Sana ilk aşkımı anlattığım günü,Hatırlıyor musun anne?Ne büyük acılar içindeydim o günYaramı sardığın sözlerinle,O gün dayanıklı ama duygulu bir kızyetiştirmiştin, anne…Bana ilk sarıldığın günü,Hatırlıyor musun anne?Ilık bir bahar sabahıydı o gün.Ufacık, minicik de olsaO gün sana değer bir melek doğurmuştun, anne…Bana ilk aldığın hediyeyi,Hatırlıyor musun anne?Çok fakirdin o gün,Ucuz ve küçük de olsaO gün hediyeni kocaman sevginle paketlemiştin, anne…Bana ilk defa “Artık yaşlandım” dediğin günü,Hatırlıyor musun anne?İçim bir tuhaf olmuştu o gün.İmkansız da olsa;O gün seni içime sokup gençleştirmek istemiştim, anne…Bana ilk defa öleceğini söylediğin günü,Hatırlıyor musun anne?İnanamamış, kabullenememiştim o gün.İlk defa taa içimdenO gün seninle beraber ölmek istemiştim, anne…Mezarının başına ilk geldiğim günü,Hatırlıyor musun anne?Ne kadar yalnızdım o günGöz yaşlarım hiç durmadan akmış;O gün sana bir demet çiçek alamayacak kadarfakirdim, anne…Ya bugün anne, bugünü görebiliyor musun?Akan göz yaşlarımı ilk defa silmiyorum anne.İlk defa mutluluktan akıyor o yaşlar.Çektiğimiz acılar, göğüslediğimiz zorluklarBugün her damlayı bir-bir siliyor, anne…Yetiştirdiğin bu kızı, bu anneyi,Cennetinden görebiliyor musun anne?Hiçbir şeye ihtiyacı yok bugün.

Senin verdiğin değerler sayesinde;

Bugün sen hariç, her şeye sahip o; anne…

FARKINDAMISIN ...


Farkında mısın ?

Bize ait cümleler kurmaktan,Ne kadar da aciz kaldık son günlerde,

Bırak,seni seviyorum demeyi,Bir günaydını bile çok görür olduk birbirimize,Tükenen,tükenen sevgimiz mi,Yoksa,yoksa dilimiz mi varmıyor ?Ne sen bana iyi misin,diyorsun,Ne ben sana bir günaydın.Bıçak açmıyor ağzımızı,farkında mısın ?Yavan kelimelere başvurmamız sebepsiz değil,Saçlarını bile taramıyorsun eskisi gibi,Benimse içimden gelmiyor tıraş olmak,

Eskiden,daha zili çalmadan açardın kapıyı,Kokunu ta aşağılardan duydum,derdin,Özledim derdim,Kısar gözlerini ya sen,ya sen,dedin,Öylece sarılıp kalırdık kapı eşiğinde,Of,off.Kaç gecedir koltuğun bir kenarında uyuyup kalıyorum,Romatizmalarım da öyle arttı ki üstelik,Adeta kar yağıyor sol omzuma,Sana ilaçlarımın yerini korkudan soramıyorum,Ya cevap vermezsen,Ya git kendin al dersen,Korkuyorum işte,sevginin tükendiğini bilmekten korkuyorum.

Dün ilk defa kahvaltı etmişsin beni kaldırmadan,İlk defa çayı dün,soğuk ve şekersiz içtim,Kaç zamandır adımla seslenmiyorsun bana,Adım ürkütüyor seni,Sen ayrı odadan kalkıyorsun,Ben ta uçtaki odadanBir suçlu gibi öne eğip başımızıÖylece geçiyoruz birbirimizin yanından,Bir tabloyu oluşturan iki unsur gibiyiz,Senin vurdumduymazlığını,Benim aksiliğim tamanlıyor,Yok,yok bu böyle olmayacak,Ya sen aç kıza telefon, ya ben,Bu böyle olmayacak,İstersen oğlanları sen ara,seni onlar daha bir severler,Kısaca,kısaca ya ben gideceğim,ya sen,Belki de bir zaman ayrı kalırsak,Kim bilir,belki de özleriz birbirimizi,Bugünleri hiç düşünmeden;O hoyrat,o pervasız harcadığımızAşkımıza nasıl muhtacım nasıl,bilemezsin,Olsun bi müddet yemeği dışarıda yerim,İlaçlarımı masanın üstüne geceden dizerim,Parmağıma ip bağlarım falan,Ya da istersen ben gideyim, gideyim de nereye ?Of,off,Galiba yaşlanmamalı insan,Yoksa,yoksa suç erkek olmakta mı?Ne yaparım bi başıma ben,Yok,yok sen git kıza istersen.Dün o filmi seyrederken ağladığını gördüm,

Sanma ki fark etmedim,Sanki ikimizin son dönemi,Ne kadar açığa vursak ta öfkemizi,Gem vuramazsak da alışkanlıklarımıza,Demek ki bazı şeylerin çok geç anlaşılıyormuş önemi,Bir ara gözüm takıldı,saçlarına karışmış aklara,Benim ise kış çoktan oturmuştu şu çökük şakaklara,Hatırlar mısın?İlk yemeğe çıktığımız günü?Nasıl da elim ayağıma dolaşmıştı hani,Hatırlar mısın?Bu berbat halime bimecal kalırcasına güldüğünü,Şimdi ise bak,yüreğimiz bimecal,Dağbaşı yalnızlıklarına mahküm ettik birbirimizi,Ne zaman biter bu suskunluğumuz,bilmem,Ya, bir ölüm anı çığlılığıyla,,Sahi,sahi ben ölürsem ağlar mısın?Bana,bana hiç sorma,Düşünmek bile acıtıyor içimi,Cam kesiği ağrılara gark oluyorum,Hem benim bildiğim galiba,Galiba ‘önce erkekler ölür”,O zaman da sen kalacaksın yapayalnız,Ne yapar ne edersin bu koca şehirde?Kim getirir her sabah o çok sevdiğin fırın ekmeğini,Kim sular bahçeyi,Kim budar yediverenleriVe kim bırakır,Sen daha uyanmadan yastığına en güzel gülleri?Zor değil mi?Yaşamın en zor tarafı işte,Kolay değil alışkanlıklardan bir an için vazgeçmek,Zaten,zaten benim tek alışkanlığım da sensin,Yok,yok senden vazgeçemem,Zaten benim bildiğim; ”ilk erkekler özür diler”,Daha bir yakışıyor gibi seni seviyorum demek erkeğe,Yok,yok bu sabah kalkınca,İlk işim sana sarılıp ve hiç yüksünmeden

Ve kırılganlığı bir yana atıp,

Seni seviyorum demeliyim,

Seni seviyorum,

Seni seviyorum,Günaydın,günaydın,

Günaydın birtanem.



Mehmet Çetin

SÜRGÜNDE

SEVDİĞİMLE YAŞLANMAK İSTİYORUM


SEVDİĞİMLE YAŞLANMAK İSTİYORUM


Seneler geçsin, sen beni bil, ben seni bileyim istiyorum. Benim olduğu kadar dostlarının, dostlarının olduğu kadar benim ol istiyorum. Nice sıkıntı ve zorluk yaşayıp anlatalım. Yaşayalım ki, öğrenelim hayatı ve destek çıkmayı. Birbirimizin omuzlarında ağlamalıyız. Paylaşmalı ve beraber sıkılmalıyız. Öyle ki, yalnız sıkılmak sıkmalı bizi. Güzel günlerimizi, evimizde bir şişe şarap ve pijamalarımızla kutlamalıyız. Ya da bazen dostlarla ucuz biralar içerek... Böylece yaşamalıyız işte. Sonra çocuğumuz olmalı, Düşünsene senin ve benim olan bir canlı. Geceleri ağladıkça sırayla susturmalıyız. Sen arada mızıkçılık yapmalısın ve ben söylenerek almalıyım sıranı. Yorgun olduğum için yemek yapmamalıyım, söylenerek yumurta kırmalısın. Hava soğukken birbirimize sıkıca sarılıp yatmalıyız. Zaman su gibi akıp giderken, her şey yaşanmış bir hayatımız olmalı. Her şeye rağmen hiç bıkmamalıyız birbirimizden. Mutlu da olsa, kötü de olsa, yaşadığımız günler bizim günlerimiz olmalı. Saçlara düşünce aklar, ya da gidince aklar, çocukları güvence altına alıp gitmeli bu şehirden. Kavgasız, her sabah cinayetle uyanılmayan, sessiz bir yere gitmeliyiz. Geceleri balkonda denizi seyredip, sandalyelerimizde sallanmalıyız. Eve gelip benden kahve istemelisin. Çocuklar gelmeli ziyaretimize, geçmişteki hareketli günlerimizi anımsamalıyız. Ben, "Bey" demeliyim sana, sende "Hanım". Öyle sevmelisin ki beni bu yazdıklarım korkutmamalı seni. Tebessümler açtırmalı yüzünde. Bir gün bu hayatı bırakıp giderken, sadece mutluluk olmalı yüzümüzde. Birbirimizi sevmenin gururu olmalı her şeyde...


CAN YÜCEL

O OLMAZSA YAŞAYAMAM DEMEYECEKSİN ...


O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü.Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.Çok sevmeyeceksin mesela.O daha az severse kırılırsın.Ve zaten genellikle O daha az sever seni,Senin O'nu sevdiğinden.Çok sevmezsen, çok acımazsın.Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini...Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.Senin değillermiş gibi davranacaksın.Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.Çok eşyan olmayacak mesela evinde.Paldır küldür yürüyebileceksin.İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.Gökyüzünü sahipleneceksin,Güneşi, ayı, yıldızları...Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak."O benim." diyeceksin.Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin...Mesela gökkuşağı senin olacak.İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.Mesela turuncuya, yada pembeye.Ya da cennete ait olacaksın.Çok sahiplenmeden,Çok ait olmadan yaşayacaksın.Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.İlişik yaşayacaksın.Ucundan tutarak.

EDACIM SENİ Mİ KIRACAĞIM :)






















Bu aralar hüzünlü gittim sanırım . canım arkadaşım eda nın uyarması ile biraz kendime geldim .ee kolay değil eda ailem bendeydi biliyorsun . her birinin ayrı dönemleri olaylarını yaşıyorum seninde bir zamanlar yaşadığın dönemler :)
ve kendi yaptığım ahşaplarımı paylaşmak istedim .tabi sadece bu kadar değil .bir kaç örnek.ve evde eskimiş mumları tekrar yeni hale getirdim ufak dokunuşlarla...
sıra şeker hamurundan pasta yapmayı öğrenmekte eda :)

ANLADIM...


Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım.Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış,kendi yolumu çizdiğimde anladım.

Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak, dinleyerek değil.Bildiklerini bana neden anlatmadığını anladım.Yüreğinde aşk olmadan geçen her gün kayıpmış.Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım.

Sevmek ile sevilmenin yolu önce kendini sevmekten geçermiş.Neden kendine aşık olduğunu anladım.Acı, doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden.Neden hiç ağlamadığını anladım.Ağlayanı güldürebilmek, ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş.Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.Ve sevilenle ağlayamıyor, kaçıyorsan ondan, çaresizliktenmiş.Senin acın için odamda tek başıma hıçkırıklarla ağladığımda anladım.Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek çok sevdiği acıtabilirmiş.Çok acıttığında anladım.Fakat, hak edermiş sevilen onun için dökülen her bir damla gözyaşını.Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terk ettiğinde anladım.

Yalan söylememek değil, gerçeği gizlememekmiş marifet.Yüreğini elime koyduğunda anladım.Tek başına ayakta durabilecek kadar güçlüysen, yanında tutanlar varmış.Neden hiç yalnız kalmadığını anladım.Ve Sana ihtiyacım var, gel diyebilmekmiş güçlü olmak.Sana git dediğimde anladım.

Biri sana git dediğinde, kalmak istiyorum diyebilmekmiş sevmek.Git dediklerinde gittiğimde anladım.Dostun seni bir kez terk edermiş, bin kez değil.Aslında hep yanımda olduğunu anladım.Ve bir kez terk etti mi seni, affetmek çok zormuş,Ben de affedemediğin şeyin ne olduğunu anladım.Sana sevgim şımarık bir çocukmuş her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan.Büyüyüp bana sımsıkı sarıldığında anladım.Özür dilemek değil, affet beni diye haykırmak istemekmiş, pişman olmak.Gerçekten pişman olduğumda anladım.

Affedemem, çok geç demek gururdan başka bir şey değilmiş hâlâ sevgi varsa içinde eğer.Tutsak kalbimin kapılarını kırıp, içine baktığımda anladım.Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymiş,sevgi dolu yüreklerin gururu olmazmış.Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.Ölürcesine isteyen, beklemez, sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi.Beni affetmeni ölürcesine istediğimde anladım.

Sevgi emekmiş, emek ise vazgeçmeyecek kadar ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.

Anladım

BEKLEMEYİN


NAZİK OLMAK İÇİN, BİR GÜLÜMSEME BEKLEMEYİN. SEVMEK İÇİN SEVİLMEYİ BEKLEMEYİN.
BİR ARKADAŞIN DEĞERİNİ ANLAMAK İÇİN,YALNIZ KALMAYI BEKLEMEYİN.
ÇALIŞMAYA BAŞLAMAK İÇİN, EN İYİ İŞİ BEKLEMEYİN.
ÖĞÜTLERİ HATIRLAMAK İÇİN, DÜŞMEYİ BEKLEMEYİN. DUA'YA İNANMAK İÇİN, ACILARI BEKLEMEYİN
YARDIM EDEBİLMEK İÇİN,ZAMANINIZ OLMASINI BEKLEMEYİN
ÖZÜR DİLEMEK İÇİN,DİĞERİNİN ACI ÇEKMESİNİ BEKLEMEYİN.
NE DE BARIŞMAK İÇİN, AYRILIĞI BEKLEMEYİN,
ÇÜNKÜ NE KADAR ZAMANINIZ VAR BİLMİYORSUNUZ.....

YAVAŞ YAVAŞ ÖLÜRLER


Yavaş yavaş ölürler Seyahat etmeyenler,

Yavaş yavaş ölürler okumayanlar müzik dinlemeyenler, vicdanlarında hoşgörü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler İzzet-i-nefslerini yıkanlar, hiçbir zaman yardım istemeyenler.

Yavaş yavaş ölürler Alışkanlıklarına esir olanlar, hergün aynı yolları yürüyenler, ufuklarını genişletmeyen ve değiştiremeyenler. Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile giremeyenler, veya bir yabancıyla konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler İhtiraslardan ve verdikleri heyecandan kaçınanlar Tamir edilen kırık kalplerin, gözlerindeki pırıltıyı görmek istemekten kaçınanlar

Yavaş yavaş ölürler Aşkta veya işte bedbaht olup istikamet değiştiremeyenler, rüyalarını gerçekleştirmek için risk almayanlar, Hayatlarında bir kez dahi mantıklı tavsiyelerin dışına çıkmamış olanlar.

Yavaş yavaş ölürler... Şimdi yaşayın Bugün riske girin hemen harekete geçin Kendini yavaş ölüme teslim etme! Mutluluktan kaçınma


PABLO NERUDA
Resim EDA SUNER ( canım tekrar teşekkürler :) )


DOST


Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın...'Nereden çıktı bu vakitte' dememeli,bir gece ansızın telaşla yataktan fırladığında;'Gözünün dilini' bilmeli;dinlemeli sormadan,söylemeden anlamalı..Arka bahçede varlığını sezdirmeden,mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi köklenmeli hayatında;sen her daim onun orada olduğunu hissetmelisin.ihtiyaç duyulduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli,kovuklarına saklanabilmelisin. Kucaklamalı seni güvenli kolları, ...dalları bitkin başına omuz, yaprakları kanayan ruhuna merhem olmalı... En mahrem sırlarını verebilmeli , en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin sorgusuz sualsiz... Onca dalkavuk arasında bir tek o,sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış anlaşılmayacağını bilmeli.Alkışlandığında değil sadece,asıl yuhalandığında yanında durup koluna girebilmeli.Övmeli alem içinde,baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona, övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin.'hak ettim' diyebilmelisin.Teklifsiz kefili olmalı hatalarının;günahlarının yegane şahidi...Seni senden iyi bilen,sana senden çok güvenen bir sırdaş...Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.Ve sen ağladığında,onun gözünden gelmeli yaş...


Can Dündar